ERGEN ve AİLE

ERGENİ TANIMAK

ERGENLİK TANIMI

Ergenlik çocukların kendi kimliklerini oluşturdukları, kendilerini anne-babalarından ayırdıkları ve aile dışında önemli ilişkiler kurdukları bir dönemdir.

ERGENLİK DÖNEMİ RUHSAL DEĞİŞİMLER

1- Toplumdaki rolünü belirleme isteği.

2- Hayatı ve çevreyi sorgulama.

3- Kendi başına hareket etme isteği.

4- Yalnız kalma isteği.

5- Aynı gün içinde (sevinç, üzüntü, korku gibi) duygularının sürekli değişmesi.

6- Sebepsiz can sıkıntısı hissetme.

7- Aşırı öfkelenme.

8- Hayal kurma.

9- Cinsel konulara merak duyma.

10- Utangaçlık.

11- Bulunduğu ortamda dikkat çekme isteği.

12- Arkadaş grubuna katılma isteği.

13- İletişim kurmada güçlük çekme.

14- Soyut algılama yeteneğinin artması.

15- Kararsızlık.

16- Bir konu üzerinde dikkatini uzun süre toplayamama

17- Daha hızlı okuyup anlama.

ERGENLİK DÖNEMİ FİZİKSEL DEĞİŞİMLER ERGENLİKTE BÜYÜME VE GELİŞME

Büyüme ve gelişme,döllenmeden başlayarak ergenlik dönemi sonuna kadar devam eder. Bu zaman boyunca büyüme ve gelişme hiç durmaz. Büyüme vücuttaki boy ve ağırlık artışı gibi ölçülebilen değerlerle ilgilidir. Gelişme ise vücuttaki yapı ve işleyişlerin olgunlaşması sonucu bazı biyolojik işlevlerin kazanılmasını ifade eder. Büyüme ve gelişmede bazı temel kurallar gözlenir. Büyüme baştan ayağa doğrudur. Yani çocuklukta önce baş ve başa yakın organların gelişmesi olur, sonra gelişme sırt, bel ve kalçalarda devam eder. Büyümenin merkezden uç organlara doğru olması bize büyüme ve gelişmenin gövde ve ona yakın organlarda daha önce olduğunu anlatır. Örnek olarak el ve parmakların olgunlaşması kolun büyüyüp olgunlaşmasından sonra olur. Ergenlikte ise, elle ayakların, kolların ve bacakların önce büyüdüğünü görmekteyiz. Büyüme ve gelişmenin hızı, miktarı ve zamanı bakımından normal çocuklar arasında önemli farklar bulunmaktadır. Bazı çocuklar daha çabuk büyüyerek ergenliğe akranlarından önce girebilir ve bedence gelişmelerini önce tamamlayabilirler. Çağımızda “yüzyılın eğilimi” olarak adlandırılan bir gelişme bize boy ve ağırlık ortalamalarının ve buluğa erme yaşının en azından bu ölçümleri geçen yüzyılın sonlarından itibaren yapan ülkelerdeki gençler için daha erken olduğunu göstermektedir. Beslenmede ve sağlık şartlarındaki iyileşmenin, anne-babaların daha eğitimli olmasının ve daha uygun koşullarda yetişmenin sonucu olarak büyüme ve gelişmede olgunlaşma daha erken yaşlara inmiştir.

Kız ve Erkeklerde Görülen Ortak Değişiklikler :

1- Boy uzaması.

2- Kilo artışı.

3- Vücutta kıllanma (koltuk altı ve cinsel bölgede).

4- Deride yağlanma.

5- Sivilce çıkması.

6- Ter salgısının artması.

7- Kasların gelişmesi.

ERGENLİKTE CİNSEL DEĞİŞİMLER

Kızlarda Görülen Değişiklikler :

1- Dişi üreme organlarının olgunlaşması.

2- Yumurta oluşumu.

3- Adet görme (Regl).

4- Göğüslerin belirginleşmesi.

Erkeklerde Görülen Değişiklikler :

1- Erkek üreme organlarının olgunlaşması.

2- Sperm oluşumu.

3- Ses kalınlaşası.

4- Sakal ve bıyık çıkması.

ERGENLİK ÇAĞININ DUYGUSAL ÖZELLİKLERİ

Duygularla ilgili değişim ve gelişim,çocuk dünyaya geldiği andan itibaren başlayan ömür boyu devam eden bir süreçtir. Bu değişim ve gelişimin en yoğun yaşandığı dönem ise ergenlik dönemidir. Duygusal yönden çocukluk dönemi ile ergenlik dönemi arasındaki en önemli fark; çocuklar kıskançlıklarını, mutluluklarını olduğu gibi çevresine yansıtırken ergenlikte belli etmezler. Bu dönemde kızlar erkeklerden daha erken duygularını kontrol altına alır ve duygusal olgunluğa ulaşırlar.

ERGENLİK DÖNEMİNİN EN BELİRGİN DUYGUSAL ÖZELLİKLERİ DUYGULARIN YOĞUNLUĞUNDA ARTIŞ:

Ergenlikte duygu yoğunluğu artar. Kıskançlık, kızgınlık, mutluluk ve kaygılarını ifade ederken yoğunluk görülür. Ergenlikte artan coşku ve taşkınlıktan dolayı duygularını dışa vurma ihtiyacı hissederler.

DUYGULARDAKİ İSTİKRARSIZLIK:

Duygularda ani iniş-çıkışlar olduğu gibi istikrarsızlık da vardır. Ergen, aynı olaya farklı zamanlarda değişik tepkiler gösterebilir. Çabuk öfkelenir, çabuk sinirlenir. Tepkiler önceden kestirilemez.

KARŞI CİNSE İLGİ:

Her iki cinste de karşı tarafa beğenilme arzusu vardır. İlk zamanlar grupta bir arada olma isteği sonraları belli kişilere yönelir. Saf ve temiz duygular taşıyan gençlik aşkları bazen de karşı tarafa hissettirilmeden yaşanır.

SÜREKLİ HAYAL KURMA:

Ergen, hayal kurarak isteklerini kafasında canlandırır. Hayal konusu genellikle karşı cins olabildiği gibi üniversitede okuma, meslek sahibi olma, yuva kurma gibi gerçeklemesini istediği şeylerde olabilir. Hayaller bazen öyle çok abartılır ki ergen,arkadaşlarını dinlerken derste ya da TV izlerken hayal kuruyor olabilir. Bu eylemin yoğun yaşanmasına psikolojide ''gündüz rüyası'' denir.

YANLIZ BIRAKILMA İSTEĞİ:

Ergenlikte her iki cins de yanlız kalmak ister. Ebeveynlerinin ve arkadaşlarının birlikte olma isteğine karşı gelip içe dönebilir. Yanlız kalıp kendisindeki değişiklikleri düşünüp, yeni durumuna alışmak ister.

DERS ÇALIŞMAYA KARŞI İSTEKSİZLİK:

Çalışmaya karşı isteksizlik, evde sürekli sürtüşme ve kavgaya neden olur. Bu dönemde ergen daha çok arkadaşlarıyla birlikte olmak ister. Söz dinlememe, kurallara karşı gelme, bağırıp çağırma, vurup kırma, her şeyi boş verme, sorumsuzluk görülür. Gencin bu dönemi atlatırken anne-babaya ve çevresine karşı tutumu değişir. Ergen, bu dönemi sağlıklı bir şekilde atlatmazsa ruhsal problemlerin ortaya çıkması kaçınılmaz olur.

DUYGUSAL GELİŞİMİN DİĞER GELİŞİM ALANLARIYLA İLİŞKİSİ Gelişim bir bütündür ve bu nedenle herhengi bir alandaki gelişim diğer alanları da etkiler. Çocuğun diğer gelişim alanlarındaki problemleri duygusal gelişiminde de etkilidir.Zihinsel yönden yaşına göre gelişim özelliği gösteren çocuk, duygusal tepkilerini çevresindekilere yansıtır. Çocuk, öğrenme ve deneyimine bağlı olarak tepkiler geliştirir. Fiziksel gelişimi normal olan çocukta duygusal gelişim de normaldir. Fiziksel olarak normal görünen, istediği gibi hareket eden çocuk mutludur. Özürlü çocukların hareketlerinin kısıtlanması, duygusal problemlere neden olur ve davranış bozuklukları ortaya çıkabilir.

DUYGUSAL ZEKA

Duygusal zeka; kişinin kendi duygularını anlaması, başkalarının duygularına empati beslemesi ve duygularını yaşamı zenginleştirecek biçimde düzenliyebilme yetkisidir.

Duygusal zekayla ilgili yetenekler şöyledir:

GÜVEN:

Kişinin kendi bedeni, davranışı ve dünyası üzerinde bir denetim ve egemenlik kurduğunu bilmesi çocuğun başarı olasılığının daha yüksek olduğunu ve yetişkinlerin de kendisine yardımcı olacağına inanmasıdır.

MERAK:

Bir şeyi keşfetmenin olumlu ve keyif veren bir deneyim olduğunu hissetmesidir.

AMAÇ GÜTME:

Bir etki yaratma arzusu ve yeteneği ile birlikte hayata geçirmek için sabırlı olma, bu etkililik ve yeterlilik hisleriyle ilişkilidir.

ÖZ DENETİM:

Yaşına uygun bir biçimde kendi hareketlerini kontrol altına alabilme, içsel bir deneyim hissidir.

İLİŞKİ KURABİLME: Diğerleri tarafından anlaşıldığı, başkalarını anladığını hissederek birbirleriyle ilişkiye geçebilmedir.

İŞ BİRLİĞİ YAPABİLME:

Bir grup etkinliği içinde, kendi gereksinimleriyle başkalarınkini dengede tutma yeteneğidir. Çocuklar, bebeklikten başlayarak sağlıklı sağlıksız, doğru ya da yanlış pek çok şeyden etkilenerek büyürler. Çevrelerinden gelen tepkilere göre kendileriyle, başkalarıyla ve içinde yaşadıkları dünyayla ilgili düşünceler edinir. Bunlara göre tutum ve davranış geliştirir. Yetişkinlerin, çocuklarla olan ilişkileri ve zihinsel gelişimlerinin yanı sıra gelecekteki tutum ve davranışları üzerinde de etkileri vardır. Duygusal zeka, hayatın ilk yıllarında gelişmeye başlar. Çocuklar anne babalarıyla, öğretmenleriyle iletişimlerinde birbirlerine duygusal mesaj gönderirler.Yaşamın ilk 3-4 yılı bebeğin beynini tam gelişmiş insan beyninin 3/2'si kadar büyüdüğü ve karmaşıklığının daha sonra hiç erişemeyeceği bir hızla giliştiği bir dönemdir. Bu dönem temel nitelikleri daha sonraki dönemlere göre daha kolay öğrenilir. Duygusal zekanın ilkokulu ailedir.

Çocuklara özel zaman ayırmak, sevildiklerini ve önemsendiklerini belirtmek, onlarla iyi ilişkiler içinde bulunmak, kendilerinin öz güvenlerini geliştirecek ve başkalarıyla da ilişkiler kurmada etkili olacaktır. Aile içinde duygusal gereksinimlere karşılık verilen, duyguları eleştirmeden dikkate alınan görüşleri dinlenen ve anlaşılan çocuklar, anne babalarına güven duyacak, sıkıntıları olduğunda da paylaşarak yardım alabileceklerdir. Aile ve okul ortamı, mutlu ve eğlenceli olmalıdır. Çocukların duygusal sağlıkları ile etkili düşünme ve öğrenme yetenekleri birbirleri ile yakından ilişkilidir. Çocuklara gerginliğin, korku ve hayal kırıklıklarının yaşanmadığı, neşe ve mutluluğun yoğun olduğu, kendilerini güven içinde hissettikleri bir ortam sağlanmalı; onların toplumun mutlu, bağımsız, üretken ve başarılı olmalarına yardımcı olunmalıdır. Duygusal açıdan yetersiz anne ve babaların gösterdikleri davranış biçimleri şunlardır:

DUYGULARI TAMAMEN GÖZ ARDI ETMEK:

Bu tür anne-babalar, çocuklarının duygusal sıkıntılarını önemsiz bir olay ya da dert kaynağı olarak değerlendirerek kendiliğinden geçmesi gerektiğine inanırlar. Duygusal anları çocuğa yakınlaşmak ya da onun duygusal yeterliliklerine yardımcı olacak bir olanak olarak kullanamazlar.

FAZLASIYLA SERBEST BIRAKMAK:

Bu tür anne-babalar, çocukların ne hissettiklerini fark ederler ve çocuklarının yaptığı hiçbir şeye karışmazlar. Tüm rahatsızlıklarını yatıştırmaya çalışırlar. Çocuğun üzüntü ve öfkesini geçirmek için pazarlık, rüşvet gibi yöntemlere başvururlar.

ÇOCUĞU AŞAĞILAYIP,DUYGULARINA SAYGI GÖSTERMEMEK:

Bu tür anne-babalar, çocuğun yaptığı hiçbir şeyi onaylamazlar. Sürekli eleştiri ve cezalandırırlar. Çocuğun, öfkesini belli etmesine izin vermezler. En ufak bir huysuzluk belirtisinde de cezaya yönelirler. Duygusal açıdan yetersiz anne-babaların çocuklarına yaklaşım tarzları, çocuklara hissettiklerinin yanlış, uygunsuz, geçersiz olduğunu düşündürür. Duygularına karşılık alamayan çocuklar, duygularını idare etmede, dikkatini toplamada, arkadaşlık kurmada başkalarıyla anlaşmada zorluk çekerler.

ANNE-BABALAR İÇİN BAZI TEMEL KURALLAR

Aşağıdaki kurallara özen göstermeniz, ergenler kendi kimliklerini ortaya koymaya çalışırken kaçınılmaz olarak ortaya çıkan stresi azaltmanıza yardımcı olacaktır.

Dinleyin,

Tamamen farklı görüşte olsanız bile, çocuğunuzu her zaman dinleyin.

Davranış ile çocuğu birbirinden ayırın,

Sizi rahatsız eden şey ile onu yapan kişiyi birbirine karıştırmayın. Ergen çocuğunuzun davranışlarından dolayı öfkelendiğiniz veya üzüldüğünüz zamanlar olacaktır. Ancak bu çocuğunuza olan sevginizin bittiği anlamına gelmez. Hatta büyük olasılıkla tam tersi bir anlam taşır: Ona önem veriyor olmanız. Öfkenizi çocuğunuzun tüm kişi olarak varlığına değil davranışları üzerinde odaklamaya gayret edin.

Önemsiz konuları görmezden gelin,

Ergen çocuğunuzun görünümü ya da davranışları sizi ne kadar rahatsız ederse etsin, sürekli eleştirmekten kaçının. Önemsiz durumları görmezden gelin. Daha önemli konularda düşüncelerinizi, neyi ve neden tasvip etmediğinizi belirtin ancak onun da sizden farklı görüşte olma hakkına saygı duyduğunuzu gösterin.

Takdir edin,

Ergen çocuğunuzun yaptıklarına ilgi gösterin. Onu gerçekten takdir edebileceğiniz fırsatları da görmeye çalışın.

Uzlaşma sağlayın,

Fikir ayrılıkları çıktığında, her iki tarafın da kabul edebileceği bir uzlaşma zemini bulmaya çalışın. En kötü olasılıkla, uzlaşamadığınız konusunda uzlaşın.

Sürekli söylenmeyin, Sürekli nutuk çekip, söylenmeyin. “Ben senin yaşındayken….” ile başlayan akıl vermelerden kaçının. Büyük olasılıkla onun yaşındayken onunla ortak yönünüz düşündüğünüzden çok daha fazlaydı!

Eleştirilmeye hazırlıklı olun,

Eleştirilerin hedefi olmaya, yani yaşadığı tüm sorunların, zorlukların nedeni olduğunuz, büyümesine ve eğlenmesine izin vermediğiniz gibi eleştiriler yöneltmesine hazırlıklı olun.

Çocuğunuzdan vazgeçmeyin,

Bu eleştirilerin çoğu yüreğinize işlemesin. Ve çocuğunuzdan vazgeçmeyin. Ergenler aslında düşündüğünüzden çok daha fazlasını izler, dinler ve öğrenirler. Ruh durumu sürekli değişebilir Bu yaşlarda, kısmen hormonal değişimlerden dolayı, kısmen de bu dönemde çok sık yaşanan kaygılara bir tepki olarak ruh durumunda hızlı ve bazen aşırı değişimler olması son derece normaldir. Bunları anlayışla karşılamaya çalışın.

Mutlu son,

Ergenliğin son dönemlerinde ergenlerin çoğu anne-babaları ile birlikteliklerinde daha rahat olurlar. Tüm bu dönem boyunca onlara adil ve tutarlı bir şekilde davrandıysanız, büyüme ve olgunlaşmaları için fırsat ve olanak verdiyseniz, ergenlikten aile bağları etkilenmeden çıkacak ve yetişkinliğe adım atacaklardır.

 

Hüseyin YILDIZ

Kişisel Gelişim Uzmanı

Yaşam & Öğrenci Koçu