ZİHİNSEL ENGELLİ ÇOCUKLAR VE AİLE DANIŞMANLIĞI

Zihinsel Engellilerde Aile Eğitiminin Gereği ve Önemi

Aile; saygı, mutluluk, huzur, koruma, paylaşma, güven, birlik beraberlik gibi olguları içinde barındıran sosyal bir kurumdur. Anayasamızın 41. maddesine göre “ Aile, Türk toplumunun temelidir.” denmektedir. Ailenin önemini vurgulayan bu madde toplumsal olarak bakış açımızı net bir şekilde yansıtmaktadır. Yapılan araştırmalar sonucu ülkemizde 7.5 milyon engelli birey vardır. Yaklaşık olarak 35 – 40 milyonluk bir kesimi etkileyen 7.5 milyonluk kesimin önemi hiçbir zaman yadsınmamalıdır. Ailelerin en önemli sorumluluğu çocuklarını en iyi şekilde yetiştirmeleridir.


Zihinsel engelli çocuklar, diğer çocuklardan daha fazla eğitilmeye, sevilmeye ve temel gereksinimlerinin karşılanmasına gereksinim duyarlar. Aralarında tek bir fark vardır bu da eğimlerinde ki araç gereç ve yöntem farklılığıdır. Burada önemli olan ailelerin; çocuklarına iyi bir eğitim verebilmeleri ve ileride ki eğitim öğretim yaşamında üzerlerine düşen görevleri yerine getirebilmeleri için çocuklarının özrü hakkında bilgi sahibi olmaları gerektiğidir. Bugüne kadar özel eğitime gereksinim duyan çocuğun eğitiminde ve gelişiminde doğal eğitimci rolünü üstlenen aileler maalesef göz ardı edilmiş, eğitimde uygulayıcı olmaktan çok, bilgi alıcı olarak rol oynamışlardır.

Oysa aile eğitiminin odak noktası, çocuk ve çocukla olan ilişkilerdir. Zihinsel engelli çocuğun doğması, aile içi ilişkileri etkileyecek bir unsur olduğuna göre bu noktada danışmanların çalışmaları önemli bir yer tutmaktadır.
Engelli bir çocuğa sahip olan ailelerin tepkilerini ele almakta fayda vardır. Ailelerin farklı özellikleri olan çocukları olduğunu öğrendikleri anda karmakarışık duygular içine girmeleri kaçınılmaz olacaktır. Bu karmaşık duygular bası psikolojik tepkilere neden olur.

Bunlardan başlıcaları;

Belirsizlik (Amcası da böyleydi, geç konuştu),

Şok (Her şey bir anda durdu),

İnkar (Sürekli bilgi toplanır çocuğa konan teşhisle uyup uymadığına bakılır),

Suçluluk (Eşler suçlanır. Keşke hamilelik sırasında biraz daha dikkatli olsaydım),

Kkızgınlık (Niye benim başıma geldi?),

Depresyon (Tükenmişlik, yorgunluk, ağlama nöbetleri) ve

Kabuldür (Gerçekçi plan ve beklentiler).

Engelli çocukların ailelerinin geçirdiği aşamalar bir noktaya kadar benzerlik göstermekle birlikte anne babalar zaman zaman bu aşamalar arasında gidip gelebilir yada bir aşamaya takılıp kalabilirler.

Bu durumu etkileyen sebepler, kişilik özellikleri, eğitim, sosyo-ekonomik düzey ve diğer insanların tutumu gibi aileden aileye değişiklik gösteren sebeplerdir. Çocuk doğduğunda artık aile yeni bir hayata alışmak zorundadır. Çoğu evlilikler bu sebepten dolayı bitebilmektedir. Bazı aileler utançtan çocuklarıyla birlikte dışarı çıkamazlar. Aile için sosyal çevre küçülebilir. Önemli olan ailenin çocuğu olduğu gibi kabul etmesi ve yeniden hayatlarına uyum sağlamaları için gerekli desteği almasıdır.


Ailelerin bu değişmiş hayat şekline farklı tepki vermeleri farklı sorunlar doğurur. Bunu somut örneklerle açıklayalım. Bazı aileler engellilik durumunu olduğu gibi kabul ederken, bazı aileler ise hayatlarını zehir ettiği için çocuğa gizli olarak kızgındırlar. Suçluluk hissi, öfke ve bunların altında yatan keder, ailenin bütün hayatını felç eder. Bazı anne babalar mükemmel olmaya ve kusursuz bir çözüm bulmaya çalışırlar.

Diğer bazıları ise problemi yadsımaya devam eder ve depresif bir duygu durumunda yaşarlar. Buradaki en önemli dönem, çocuğun terapiye başlamasıdır. Ailelerin buradaki temek yanılgısı terapinin tüm sorunları silip süpüreceği, çocuğun normale döneceğidir. Bunu mümkün kıldıkları için kendilerine mükemmel aile sıfatıyla bakarlar.


“ Çocuğun engelli oluşunun öğrenilmesinin yarattığı ilk psikolojik etkiler geçtik ten sonra anne babalarda engelli çocuğa yönelik olarak bazı genelleştirilmiş tutumlar oluşmaktadır. Bu tutumlar değişik biçimlerde görülmektedir. (Özsoy,1988)’a göre bu tutumlar yedi grupta toplanmaktadır.” 

1) Fazla koruyucu tutum :

Zihinsel engelli çocukların aileleri arasında en çok görülen tutum olarak bilinir. Aile çocuk için kendilerince uygun gördüğü her türlü güvenlik öğesine dikkat eder. Aile dışında tehlike, alay edilme, ayıplama vardır. Engelli çocuk bu dünya içinde tutulmaya çalışılır. Hatta bazı vakalarda engelli çocuk misafirin yanına bile çıkartılmaz. Aile çocuğun her ihtiyacını kendi içinde karşılamaya çalışır bu da çocuğun ailesine bağımlı olmasına neden olur.


2) Ayrıcalıklı tutum :

Çocuğa aile içinde engelli olduğu için bazı özel haklar tanınır. Bu da diğer çocukların ihmal edilmesine vesile olur. Bu doğru kurulması gereken bir dengedir. Tabi bu tutumun tam terside olabilir. Engelli olduğu için problemli olan çocuğu bir kenara itip ilgisini diğer çocuğa vermek, göstermek bu tutumun içinde varsayılabilir.


3) Her şey özürlü için tutumu :

Bu tutumda aile normal yaşantısını kaybeder. Aile içinde herkes maddi, manevi her türlü fedakarlıkta bulunur. Bütün bireyler kendilerini engelli çocuğa adamışlardır.


4) Özürlü çocuğu reddeden tutum :

Engelli çocuk bir dert olarak görülür. Her şey için bir ayak bağıdır, engelli çocuktan kurtulmak gerekir. İhmal edilir, bir odaya kapatılır, temel gereksinimleri doyurulmaz ve karşılanmaz.


5) Özrü reddeden tutum :

Bazı aileler çocuğun engelli oluşunu kabul etmez. Onlara toz kondurmazlar. Ailelere göre çocuk sağlıklıdır ve bir engeli yoktur. Bunu çevrelerine ve kendilerine inandırmaya çalışırlar.


6) Özürden yararlanma tutumu :

Aile engelli çocuğun bu zedelenmesini “ Her zaman her yerde olabildiğince sergileyerek çevrenin dikkatini çekmeye çalışır.” Bu dikkat çekmenin amacı acındırmak ve yardım toplamaktır.


7) Normal tutum :

Aile; engelli çocuğu olduğu gibi kabul eder ve çocuğun gereksinimlerine uygun gelişim ortamını hazırlar.

Zihinsel engelli çocuğun eğitiminde en önemli ve etkili ortam, doğal olarak içerisinde bulunduğu aile çevresidir. Ebeveynlerin, engelli çocuğuna karşı görevleri normal çocuklarına göre farklılıklar gösterir. Ailenin bu görevi zihinsel engelli çocuğun engelinin zamanında anlaşılmasından, çocuğun topluma ve kendisine kazandırma süreci boyunca devam eder. Zihinsel engelli çocuklara ilişkin çalışmalar uzun yıllar boyunca yalnızca onlara ve engelinin getirdiği gereksinimlere yönelmiş ailelerin eğitimine çok az yer verilmiştir. Oysa çocuğun eğitiminde en önemli öğe ailedir. “ İlk kez böylesi bir durumla karşılaşan aile, sorunu nasıl çözeceği, nasıl davranması gerektiği konusunda bilgili değildir. Bilgilendirme konusunda ki görevler psikolojik danışman ve rehberlik uzmanları ile özel eğitim uzmanlarına düşmektedir.” 
Ailenin bilinçlendirilmesi için aile bireylerinin bilimsel bilgilerle donatılması gerekir. Öncelikle ebeveynlerin özel eğitim içinde okulun önemli bir parçası oldukları duygusu kazandırılmalıdır. Okul-aile işbirliğinin sağlanması belki de özel eğitimde ki en önemli noktadır. Eğer aile bilinçlendirilmezse uzmanla işbirliğine girmeyecek ve kabullenilmiş çaresizlik duygusunu yaşamaya mahkum kalacaktır.

“ Aile eğitimi çalışmaları ; yetersizliği olan çocuğun yaşına ve dolayısıyla bir kuruma yerleştirilmiş olup olmamasına bağlı olarak temelde eve dayalı ve kuruma dayalı şeklinde ikiye ayrılmaktadır.” Eve dayalı aile eğitimi; haftada yada 5 günde bir olmak üzere eğitimcinin engeli olan çocuğun evine gitmesi, çocuğun yapabildiklerini aileyle beraber değerlendirmesi, çocuğun yapabildiklerine dayalı olarak amaçların belirlenmesi, bu amaçların nasıl gerçekleştirileceğinin eğitimci tarafından aileye gösterilmesi basamaklarından oluşur. Kuruma dayalı aile eğitim programları ise, ailenin çocuklarının davranışlarıyla baş etmede kullanacakları yöntem ve işlem süreçlerini göstermeyi amaçlar. Genellikle 8 – 10 hafta yeterli olur. Bu eğitimlerin yararları şu şekilde özetlenebilir. Bunlardan birincisi, ebeveynler çocuklarının gelişimini, güçlü ve zayıf yönlerini öğrenir. İkincisi, eğitim programına karar verme, eğitimini üstlenme, hak ve sorumlulukların paylaşılmasının öğrenilmesidir. Üçüncüsü, aile eğitim programı hakkında bilgilendirilerek kendilerine düşen görevi yerine getirmeleri sağlanır. Dördüncüsü, ailenin okul programını evde uygulamanın etkili yollarını aramalarına olanak sağlar. Beşincisi, engelli çocukların eğitimleri için şimdiki ve gelecekteki en önemli kaynaklarının farkına varılmasının sağlanmasıdır. Son olarak altıncı ise engelli çocuklarına yardım etmekten dolayı kendilerini psikolojik olarak rahatlamış hissetmeleridir.


Uzman eğitimcinin veya danışmanın anne baba eğitiminde izleyeceği yollar şu şekilde özetlenebilir;


1) Zihinsel engeli olan çocukların öğretmenleriyle ebeveynler arasında içten bir ilişki kurulmalıdır.


2) Gereksiz ve hatalı tesellilere ve inkarlara gidilmeden, ailenin varolan suçluluk duygularını gidermeye çalışılmalıdır.


3) Ebeveynlerin aşırı kollayıcı tutumlarının çocuk gelişmesini olumsuz yönde etkileyeceğini gösterip çocuğu daha bağımsız kılmalarında yardımcı olunmalıdır.


4) Çocuğun gelişme olanağı bulunduğunu göstermeli yeteneklerini gerçekçi olarak değerlendirilip desteklenmesini sağlamalıdır.


5) Ebeveynlere zeka geriliği olan çocuğun durumu gösterilmeli , anlatılmalı ve yavaş yavaş kabul etmesi sağlanmalıdır.


6) Ebeveynlerle ihtiyacına ve duruma göre mümkün olduğu kadar görüşme yapılmalı ve problem hakkında teselli olması sağlanmalıdır.


7) Ebeveynler okula toplanacak çocukları okul etkinlikleri içinde görmeleri sağlanmalı, başka kimselerinde benzer problemlere sahip oldukları gösterilmeli ve ailelerin problemler üzerinde kendi aralarında bireysel ve grupça konuşmaları sağlanmalı, uygun çözüm yolları bulmalarına olanak verilmelidir.


8) Ebeveynlere okulda çocuğa yaptırılan faaliyetlerin ve kazandırılmaya çalışılan alışkanlıkların devam ettirilmesi gösterilerek telkin edilmeli, çocukların neleri ne derece yapabilecekleri anlatılmalıdır.


Zihinsel engelli çocukların ailelerine profesyonel yardım çok önemlidir. Psikolojik destek danışman tarafından üç ana nokta üzerinde odaklanmalıdır.


1) Evlilikte oluşacak önüne geçilemez gerilim ile bağdaşmada yardım etme. Gerilim her an mevcut olan bir duygudur. Fakat engelli bir çocuğun ailesinde gerilim her zaman yüksek düzeydedir. Profesyonel bir yardım aile arasında ki duygular daha nesnel bir şekilde incelediği gibi, aile içi iletişimi kuvvetlendirir.


2) Aile bireyleri arasında ki stres, öfke ve düş kırıklıklarını tanıma ve değiştirme stratejilerinin geliştirilmesinde danışmanın rolü büyüktür.

3) Aile bireylerinin kendilerini daha rahat hissedebileceği duygular ile çalışma alanlarının genişletilmesi sağlanmalıdır.

“ Özürlü çocuğa sahip ailelerle çalışan danışmanların dikkat etmesi gereken noktalar şu şekilde sıralanabilir.” 


1) Danışmaya katılan aile üyeleri savunma ve direnç mekanizmalarını kullanabilirler. Başarısızlık yada yetersizlik duyguları nedeniyle dışarıdan olumsuz tepki alacaklarını düşünebilirler yada çözümü olmadığını düşündükleri problemlerini yeniden yaşamaktan korkuyor olabilirler. Bu nedenle daha ilk görüşmede danışman tarafından destek, sabır ve anlayış gösterilmediği taktirde savunmalar geliştirebilirler.


2) Bu sorunu yaşayan ailelerle danışman ilişkisi uzun sürebilir. Çocuğun okula başladığı dönem ve ergenlik döneminde uyum ve davranış problemleri görülmesi gibi kritik durumlarda aile psikolojik danışma yardımına gereksinim duyar.


3) Bazı danışmalarda anne baba dışında diğer aile bireylerinde danışmaya katılmaları gerekebilir.


4) Özürlü çocuğun varlığı anne baba arasında ki ilişkiyi etkilemekle kalmaz aynı zamanda diğer kardeşlerde bu durumdan etkilenebilirler. Ailenin yaşamı çoğu zaman zihinsel engelli çocuk üzerinde odaklanır. Bu durumda da çocuğun kardeşleriyle davranış ve uyum sorunu ortaya çıkabilir. Böyle durumlarda da danışa sürecinin amacı şu şekilde olmaktadır.


5) Aile üyeleri gerek sosyal yaşantılarında gerek ev yaşantılarında gerçekçi beklentiler oluşturmalıdır.


6) “ Aile üyelerinin kendi kişiliklerini geliştirmede yeterli zaman ve fırsat yaratarak kaynaklarını en iyi düzeyde kullanmalarına yardımcı olmak. Birbirleriyle duygularını paylaşmak ve birbirlerini destekleme ve birbirlerine daha anlayışlı olmayı öğrenmelerine yardımcı olmak gerekir.”

Sonuç olarak bugüne kadar göz ardı edilen ailelerin aslında, zihinsel engelli çocukların eğitiminde en önemli unsurlardan biri olduğunu düşünüyoruz. Burada esas dikkat edilecek nokta bize göre bu eğitimin kim tarafından ve nasıl verileceğidir.

Bu aile eğitimini danışman verirse, hem aileler çocuklarının eğitimine nasıl katkıda bulunacaklarını öğrenir hem de ailenin içinde bulunduğu psikolojik durumda, ailenin bu stres faktörlerine uyum sağlayıp çözümlemesi sağlanabilir.

Zihinsel engelli çocuklar ve Aileleri ile ilgili My Life Kişisel Gelişim Akademisi olarak uzman kadromuzla hizmetinizdeyiz....