• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/mylifepsikoloji
  • https://api.whatsapp.com/send?phone=+905447243650
  • https://www.twitter.com/mylifepsikoloji
  • https://www.instagram.com/mylifepsikoloji
Üyelik Girişi
Ziyaretçiler
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam42
Toplam Ziyaret1221663
Ürün ve Hizmetler

Sosyal Medya Kaygısı ve Karşılaştırma Tuzağı Therapist Hakan Öz. 05382669673
09/02/2026

Sosyal Medya Kaygısı ve Karşılaştırma Tuzağı

Therapist Hakan Öz. 05382669673

 

 

Günümüzde insan zihninin en görünmez fakat en güçlü stres kaynaklarından biri artık cebimizde taşıdığımız ekranların içinde yaşıyor. Sosyal medya, başlangıçta insanları birbirine bağlayan bir araç olarak ortaya çıksa da zamanla birçok bireyin iç dünyasında kaygı, yetersizlik ve kıyaslama duygularını besleyen bir alana dönüştü. İlginç olan ise çoğu kişinin bunun farkında bile olmaması.

 

Sosyal medya kaygısı, klasik bir anksiyete türü gibi görünmeyebilir. Çünkü bu kaygı çoğu zaman bir korku şeklinde değil, sessiz bir iç huzursuzluk olarak ortaya çıkar. Kişi uygulamayı kapattığında rahatladığını hisseder ama kısa süre sonra tekrar açma ihtiyacı duyar. Bu döngü zihinsel bir alışkanlık haline gelir.

 

Karşılaştırmanın Psikolojisi

 

İnsan doğası gereği karşılaştırma yapar. Bu mekanizma aslında hayatta kalma içgüdüsünden gelir. Fakat sosyal medya bu doğal mekanizmayı yapay bir hız ve yoğunlukla tetikler. Geçmişte bir insan kendini gün içinde belki birkaç kişiyle kıyaslarken, bugün saniyeler içinde yüzlerce hayat görüntüsüne maruz kalıyor.

 

Sorun burada başlar. Çünkü görülen hayatlar gerçeğin tamamı değildir; yalnızca seçilmiş anların vitrinidir. Mutlu anlar paylaşılır, zor anlar gizlenir. Böylece kişi başkalarının en parlak anlarını kendi en sıradan anlarıyla kıyaslamaya başlar. Bu durum zamanla içsel değersizlik hissi oluşturabilir.

 

“Herkes Mutlu, Bir Ben Değilim” Yanılgısı

 

Sosyal medyada sürekli gülümseyen yüzler, seyahat fotoğrafları, başarı hikâyeleri ve estetik görüntüler görmek insan zihninde yanlış bir algı yaratır: “Herkes mutlu, sorun bende.” Oysa gerçek yaşam çok daha katmanlıdır. Kimse hayatının tamamını paylaşmaz. İnsanlar yalnızca paylaşmak istedikleri kısmı gösterir.

 

Bu seçilmiş gerçeklik, bireyin kendi yaşamını olduğundan daha eksik algılamasına neden olabilir. Psikolojide buna algısal çarpıtma denir. Kişi, dış dünyadaki görüntüyü mutlak gerçeklik sanır ve iç dünyasını onunla ölçer.

 

Onay Arayışı ve Dopamin Döngüsü

 

Beğeniler, yorumlar ve takipçi sayıları yalnızca rakam değildir; beyinde kimyasal bir karşılığı vardır. Her beğeni küçük bir dopamin salgısı oluşturur. Dopamin ise ödül hormonudur. Beyin bunu bir ödül olarak kaydeder ve tekrar ister. Bu nedenle sosyal medya yalnızca psikolojik değil, nörolojik bir alışkanlığa dönüşebilir.

 

Sorun, onayın dışarıdan gelmesine alışıldığında başlar. Kişi zamanla kendi değerini içsel ölçütlerle değil, dışsal geri bildirimlerle değerlendirmeye başlar. Beğeni azaldığında ruh hali düşebilir, yorum gelmediğinde huzursuzluk oluşabilir. Bu durum uzun vadede öz değer algısını zayıflatır.

 

FOMO: Kaçırma Korkusu

 

Sosyal medyanın tetiklediği önemli bir psikolojik durum da FOMO (Fear of Missing Out) yani “kaçırma korkusu”dur. İnsan sürekli başkalarının neler yaptığını görmek istediğinde, kendi anını yaşamayı unutur. Dış dünyadaki hareketlilik iç dünyada eksiklik hissi yaratır.

 

Bu korku kişiyi sürekli ekran başında tutar. Fakat paradoks şudur: Daha çok bakmak daha çok kaygı üretir. Daha çok kaygı ise daha çok bakma isteği doğurur. Böylece görünmez bir döngü oluşur.

 

Kimlik İnşası ve Maske Kültürü

 

Sosyal medya aynı zamanda bir kimlik sahnesidir. İnsanlar orada olmak istedikleri kişiyi sergileyebilirler. Bu durum başlangıçta eğlenceli görünse de zamanla gerçek benlik ile dijital benlik arasında bir boşluk oluşturabilir. Bu boşluk büyüdükçe kişi içsel uyumsuzluk yaşayabilir.

 

Gerçek hayatta yorgun, üzgün veya kararsız olan biri sosyal medyada enerjik ve mutlu görünmeye çalıştığında psikolojik bir maske takmış olur. Maske uzun süre taşındığında ise içsel yorgunluk başlar.

 

Sosyal Medya Kaygısı Nasıl Azaltılır?

            •          Günlük kullanım süresini bilinçli sınırlamak

            •          Uyumadan önce ekranı bırakmak

            •          Takip edilen hesapları gözden geçirmek

            •          Gerçek hayat temasını artırmak

            •          Beğeni sayısını kişisel değerle ilişkilendirmemek

            •          Dijital detoks günleri belirlemek

 

Sosyal medya düşman değildir; fakat bilinçsiz kullanım zihinsel yük oluşturabilir. Önemli olan kontrolün kimde olduğudur. Eğer insan uygulamayı açıyorsa sorun yoktur; fakat uygulama insanı açıyorsa orada psikolojik bir bağımlılık başlıyor olabilir.

 

Unutulmamalıdır ki her ekranın arkasında gerçek bir insan vardır ve her insanın görünmeyen mücadeleleri bulunur. Karşılaştırılan hayatlar çoğu zaman yalnızca düzenlenmiş karelerdir. Gerçek mutluluk ise filtrelerle değil, içsel dengeyle ilgilidir.

 

Bazen huzur, ekranı kapatıp kendi hayatına dönmekle başlar.



14 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Sürekli Yorgun Hissetmenin Psikolojik Nedenleri - 07/02/2026
Günümüzde birçok insan sabah uyandığında fiziksel olarak yeterince uyumuş olsa bile zihinsel bir yorgunluk hissiyle güne başlıyor. “Daha yeni uyandım ama sanki hiç dinlenmemiş gibiyim” cümlesi modern çağın en yaygın içsel monologlarından biri
Travma Sonrası Stres Bozukluğu Nedir?, Bu Konuda Online Profesyonel Yardım Almanın ve Kişisel Gelişi - 27/01/2026
Ruhun Görünmez Yarası: Travma Sonrası Stres Bozukluğu Hayatın beklenmedik sarsıntıları; kazalar, kayıplar veya şiddet olayları ruhumuzda derin izler bırakabilir.
Ruhun Görünmez Yarası: Travma Sonrası Stres Bozukluğu - 27/01/2026
Ruhun Görünmez Yarası: Travma Sonrası Stres Bozukluğu Hayatın beklenmedik sarsıntıları; kazalar, kayıplar veya şiddet olayları ruhumuzda derin izler bırakabilir. Eğer yaşadığınız travmatik olay zihninizde sürekli tekrarlanıyor (flashback)
Takvim
Site Haritası
Anket
Hangi Koçluk Hizmetine İhtiyaç Duyuyorsunuz?